Nar Ekşili Buğday Salatası

Buğday aşkı!

O kadar o kadar seviyorum ki, spontane bir dolu farklı lezzet yaratıyorum. Ama hiç paylaşmıyorum. Çünkü o kadar basit ki paylaşmak aklıma gelmiyor. Bu tarif benim gibi buğdaş aşıklarına. Size farklı reçeteler için ilham verecek lezzetli mi lezzetli bir salata tarifi geliyor. Kimi zaman ızgara etin yanında, kimi zaman bir başına!

Yapacağınız şey çok basit, 5-6 kişi için 2 su bardağı kadar buğdayı biraz tuz atıp düdüklü tencerede 30dk haşlayın soğuk sudan geçirip, süzün. Küçük küçük doğranmış kapya biberi, kıyılmış dereotu ve bir sap taze soğanı ekleyip karıştırın şimdi damak tadınıza göre bolca nar ekşisi, çok az üzüm sirkesi ve gerekiyorsa biraz daha tuz ekleyin. Üzerine arzu ederseniz ufalanmış peynir eklenebilir, işte bu kadar basit ama bir o kadar lezzetli. Afiyetle…

, , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karadutlu Aydan Kurabiyesi

Takip edenler vişneli kurabiyemi hatırlıyordur. Aslında bu aynısı sadece meyve farklı ve un değişik. Bu sebeple de az miktar orantılar fark etti haliyle… En en sevdiğim tariflerimdendir. Vişneli harikaydı ama karadut ile de muhteşem oldu. Karadutun şu kısa mevsiminde bitmeden şiddetle tavsiye ederim.

 

, , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sağlıklı patates pişirmede alternatif fikirler

Patatesin yüksek GI’si ve nişastalı bir yapısı vardır. Ancak şekerin, baldo pirincin, beyaz un ve tüm GI’si yüksek besinlerin kapının diğer tarafında kaldığı beslenme düzenimde, patatese aynı tavrı sergilemedim. Bakın “sergileyemedim” değil “sergilemedim” diyorum :) Son derece bilinçli bir tercihten bahsediyorum. En azından olabildiğince sağlıklı pişirmeye çalışıyorum.

Patates kendimi şımarttığım anların başrol oyuncusu. Elbette eskisi gibi sık ve fazla tüketmiyorum ama zaman zaman canım çektiğimde de ona mutfağımda yer veriyorum. Dediğim gibi pişirme şekli önemli. Ayrıca sıcakken içerdiği yüksek nişasta ve haliyle GI’nin biraz ılındığında hatta soğuduğunda iyice düştüğünü bildiğimden onu sıcakken tüketmiyorum. Bu ipuçlarından sonra şimdi gelelim patatesi pişirmeye!

Öncelikle bu hafta köy pazarında karşıma çıkan dışı pembe içi normal bildiğimiz patates rengi olan ve satıcının bana “Abla bunlar Karadeniz patatesi” diye sattığı Hollanda kökenli desiree’lerle işe başlıyorum. Elbette bildiğimiz sarı patatesi kullanabilirsiniz, zaten ben de desiree’yi çok ender buluyorum.

Bugün sadece 3 farklı kesme işlemiyle farklı farklı lezzetlendirdiğim patatesler var menüde. İleriki günlerde haşlama veya ızgara olarak da değişik sunumlarını paylaşacağım.

Öncelikle fırçalayıp, yıkadığım patatesleri temizliyorum. Fırınlarken her zaman kabukları ile kullanıyorum…

Gruplamak gerekirse:

1. Patatesi incecik dilimleyin, zentinyağ ile harmanlayıp 130°C’de yaklaşık 1-2 saat cips şeklinde kurutun. Fırından çıkarınca 1 saat tezgahta soğutun ve tuz, acı baharatlar serpip karıştırın servis yapın.

2. Patatasi bir santim kalınlığında halka dilimleyip, her bir dilimi de şerit olacak şekilde tekrar dilimleyin. Zeytinyağı, baharatlar, ezilmiş sarımsak ile harmanlayıp üzerine bolca  kepek serpin ve 200°Cde ısınmış fırında 30dk pişirin. Fırından çıkınca üzerine ince kıyılmış maydanoz ve parmesan rendesi serpip karıştırın, servis yapın.

3. Patatesi boylamasına ikiye kesin çok az zeytinyağı gezdirin ve bu şekilde 220°C’de üzerine kızarana kadar yaklaşık 40dk fırınlayın. Pişen patatesi ister sadece tuz ve karabiber serpip, ister içini aralayıp dilediğiniz malzemeleri ekleyip kumpir gibi karıştırarak (peynir rendesi, sos, avocado, süzme yoğurt vb.) servis edin.

 

Doğrama ve Pişirme Teknikleri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çağla Bademli Çiriş Otu

Yabani ot uzmanı bir Egeli olarak, çiriş otu tanışıklığım topu topu bir kaç günlük. Adını duyardım ama şu ana kadar hiç bir yerde yemek olarak karşıma çıkmadı. Kendisi namı-ı diğer sarı zambak, Anadolu’nun yabani pırasası, Karadeniz’in baştacıdır aslında. Mevsimi Nisan ayı, demek ki Karadeniz’e hiç bu mevsim gitmemişim…

İş için almam gereken bir kaç malzeme için beş dakikalığına uğradığım, köy pazarında koca bir sepetin içinde görünce gözlerim şenlik yaptı. Bu kadar yoğunluk içinde ot ayıklamak denince şöyle bir duracaksın, otu bekletip rezil etmek var işin ucunda, kıyamam ben o otlara, onu toplayan ellere… Ama baktım pek temiz, pek taze yapısı hızla bozulacak gibi de değil üstelik.

En azından bir gün bekletebilirim düşüncesiyle bir daha bulurum bulamam, hemen satın aldım. Toplantıya giderken uğradığım pazardan çirişimle birlikte uzaklaştım. Geç saatte biten yoğun günün ardından dolaba koyduğum çirişlerle uyandığım ertesi sabahın erken saatlerinde bu yeni arkadaşı ayıklamaya başlamıştım bile!

Gerçekten onunla ne yapılır bi haberdim, çiğken bir kaç yaprak tattım  ve böylesi bir yemeği uygun gördüm. Cidden çok güzel oldu.

Ben bu otu pek sevdim! Bu sebeple çiriş mevsimi bitmeden hayalimde uçuşan halleri ile denemeler yapmaya devam edeceğim, meraklılarına duyurulur, takipte kalın!

, , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

La Cucina Italiana/Mart 2014

Ayın Sofrası’nda bu ay Ekmek kokusu çıldırtıyor!

, , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Balkabağı ızgara

Şimdi bu tarif pek bir ecnebi işi oldu… Hiç bir şekilde bana ait değil. Kullandığım baharatlar kendi doğaçlamam ama teknik tamamen Fransız işi. Yani sebzeleri haşlamak yerine fırınlamak. Cidden doğru bir iş yapıyorlar. Özellikle malzeme balkabağı olunca onu haşlayarak ne kadar yanlış yaptığımızı siz de göreceksiniz. Izgara edilmiş balkabağının lezzeti cidden mükemmel oluyor.

Balkabağını fırınladık diyelim, peki nasıl servis edilecek diye sorarsanız. Kimi zaman çorbada kullanmak, kimi zaman da ızgara etin yanında püre yapmak için son derece uygun. Izgara dilimleri bütün olarak da ana yemeğin yanında servis edebilirsiniz. Bu da bir seçenek. Aslında bu yöntem kabağı tuzlu tariflerde kullanacaksanız onun gerçek lezzetini ortaya çıkartmak için eşsiz bir tercih.

Nasıl yapılacak?

Bir adet kabağı kabuğuyla dilimleyin, orta kalınlıkta olsun. Yıkayıp fırın tepsisine dizin. Üzerine zeytinyağı ve karabiber gezdirip, bolca biberiye, kekik artık çorba, püre, sos, ona göre uygun taze veya kuru baharatlar ekleyin. Yanında sarımsak dahil fırınlayabilirsiniz. 200°C’de 45dk pişirin. Artık kullanıma hazır! Afiyetle…

, , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kereviz ve Kıyma Soslu Pugglia

İtalya’nın yirmi özerk bölgesinden biri olan Puglia bölgesine ait bu makarna türü, ismini bölgeden alıyor. Yumurta ve ince irmikle yapılan taze bir makarna. İtalya’nın güneyinde kalan, zeytinyağı, hamurişi ve sebze yemekleriyle özel bir gastronomik bölge olan Pugglia bölgesinden küçük bir esinti… Marketlerde bu makarnalara zaman zaman rastlamak mümkün. Ben Kanyon’da geçtiğimiz sene açılan ve müdavimi olduğum Carluccio’s dan aldım. Elbette arzu ettiğiniz soslarla servis edebilirsiniz, özellikle kalamata zeytin, mozerella, domates ve fesleğenle muhteşem olur. Kış sebebiyle ber biraz kereviz biraz kıyma dedim, parmesandan vazgeçemedim ve bu sos ortaya çıktı, gerçekten mükemmel, afiyetle!

, , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sakızlı ve Tarçınlı Çörek

Öyle bir çörek ki bu yedikçe yiyesiniz gelecek, sakızlı hamur içinde tarçın deryası…   Aslında fotoğraftaki dilimlerde tarçın çok görünmüyor ama elimi hiç çekingen tutmadım, baya baya tarçın serptim emin olun. Her ikisini de sevenlerdenseniz yani benim gibi… Ye ye doyamıyacaksınız. Kazara bir kaç gün sonra hala dolapta bir kaç dilim varsa “Fransız Tostu” yapmanızı öneririm, şahane oluyor… Afiyetle!

, , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

La Cucina Italiana Şubat 2014

Kurabiye Tadında AŞK

La Cucina’da bu ay sunumu ve aromaları ilgi çekici kurabiyeler hazırladım. Farklı, lezzetli ve 14 Şubat’a özel gerçekten de kesinlikle aşk tadında…

Eğer kendini şarlot zanneden kurabiyeleri yapmak isterseniz size kolay bir yöntem söyleylemek istiyorum. Yoğurt kremasını sakızlı bisküvide kullandığımdan sayfada tekrar olmaması için dergide mascarpone ile hazırladım. Ama hafif olsun isterseniz şöyle yapmanızı öneririm: Süzme yoğurt ve meyve püresi ile bir krema hazırlayın. Varsa sade jöle de az miktar ekleyebilirsiniz. Çok hafif olur. Ben şekli için çelik bir kalıp kullandım bu kalıpları Eminönün’den temin edebilirsiniz. Kalıbı şefaf streçle kaplayıp etrafını bisküvilerle döşedim, içine kremasını koyup buzdolabında bir saat tuttum ve sonra streç filmi tutup hop yukarı çektim. Hemen bir iple bağladım. Üzerini de gördüğünüz gibi spontane süsledim… Süsleme için bir farklı önerimde ebruli çikolata!

Umarım beğenirsiniz, afiyetle!

, ile etiketlendi | Yorum bırakın

Zebra Kek Yapma Tekniği

Annemin yaptığı iki renk kekleri hatırlıyorum. Ablam Pınar’ın en en sevdikleri bu kekler olurdu: Yarısı kakaolu, yarısı vanilyalı. Ben hala yapıyorum, elbette şekersiz… Ancak yurtdışında yaşayan bir arkadaşımın yaptığı kekin dalgaları o kadar hoşuma gitti ki, bu ilginç şekiller ortaya çıkartan tekniği sizinle paylaşmak istedim.

Arzu ettiğiniz bir kek hamurunu ikiye ayırıp birine eritilmiş çikolata veya kakao ilave ederek işe başlayın. Ispanağın tatlı kekinin yapıldığını bilirsiniz. Çok da başarılı oluyor. Mesela yarısına ıspanak püresi koyarak yeşil de yapabilirsiniz. Gıda boyası kullanmaya çekinmiyorsanız kırmızı bile yapabilirsiniz, seçim sizin. Ben kakaoyu hem çok seviyorum hem de suni renklerle aram iyi değil. Hamuru hazırladıktan sonra, yağlanıp, unlanmış kek kalıbına, ikişer kaşık bir kakaolu bir vanilyalı hamuru bir tek yerden koymaya başlayın. Biraz uzun sürüyor ama emeğinize değiyor. Gerçekten güzel görünüyor… Afiyetle!

Doğrama ve Pişirme Teknikleri kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın