Yeni yıl yemeklerim sadece sizin için…

Untitled-12012, 2013 ve 2014 tam üç senedir La Cucina İtaliana Türkiye için tüm mevsim en özel sofraları ve en leziz yılbaşı yemeklerini yapmaya devam ediyorum. Bu fotoğraftaki tüm tarifleri La Cucina  ipad uygulamasından bulabilirsiniz! Somon lokmaları ise taze taze… Bu senenin sofrası için ve bugün tüm bayilerde!

Yorum bırakın

Tava Böreği

Ekran Resmi 2014-11-27 17.30.35

Tava böreği… Bu böreğin yapılışını bilmeyen var mı emin değilim. Bininci kez aynı tarifi bir başka ağızdan vererek tereciye tere satmak değil elbette niyetim. Ama bu böreği damak tadıma göre yapmaya çalışırken bulduğum ufak tefek, bir iki küçük ipucunu paylaşarak şimdiye kadar yaptığınız en güzel tava böreğini yapacağınıza da garanti veririm.

Hazır yufka güzeldir, ipek gibidir, çaktırmadan çiğ çiğ ucundan yediğim lezzetliyle hakikaten “her eve lazım” pratik bir malzemedir. O sebeple peşinen söylemek isterim ki, bir sonraki cümlem hazır yufkayı sevmediğimden değil: Hazır yufkayı sık kullanmam! Çünkü el açması böreğe bayılırım. Hazır yufka ile ara sıra yaptığım sadece iki şey vardır; biri çıtır çıtır sigara böreği diğeri de fotoğrafını gördüğünüz su böreği lezzetinde tava böreği… Ve inanın her ikisine de bayılıyorum :)

Ben mevsim itibariyle içine ıspanak koydum, dilediğiniz iç malzemesi ile olur, zaten bunu siz de iyi biliyorsunuz… Mutfağınızın şefi sizsiniz. Sonuç olarak elbette ki nasıl isterseniz! Afiyetle…

Ekran Resmi 2014-11-27 17.53.34

, , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Aşure Kardeşliği

DSC_0373

Biraz nohut, bolca buğday, azıcık kuru fasulye, az biraz da pirinç taneleriyle hepsi aynı tencerede. Hepsi aşurenin olmadan olmazları. Benim için ise onlar aşure kardeşleri…

Malum aşure zamanı geldi, bugün Muharrem ayının 10. yani aşure günü. Yıllardır gazetede bana teslim edilen köşemde aşure zamanını hiç atlamamışım. Şeker öncesi hayatımda zaten en sevdiğim tatlılardandı. Şekersiz hayatımaysa gayet güzel adapte ettim, vazgeçmedim. Şekersiz yapmaya devam ettim. Yaptıkça öğrendim, öğrendikçe yazdım, paylaştım. Yetmedi en iyi ben yaparım diyenlere o köşeyi ayırdım. Biraz önce aşure hakkındaki tüm yazdıklarımı taradım. Değil kendime, başkalarına bile yazacak bir şey bırakmamışım. Arşivden okumanızı öneririm.

Peki şimdi ne yazacağız? Yazmadan olmaz, tekrar yapsam bana uymaz.

Bu düşüncelerle aşure kasesine dalgın dalgın bakarken en diplerde onları gördüm: Aşure kardeşleri!

Ekran Resmi 2014-11-03 15.48.43 Ekran Resmi 2014-11-03 15.49.14 Ekran Resmi 2014-11-03 15.49.45 Ekran Resmi 2014-11-03 15.50.05

Doğrama ve Pişirme Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Salkım Domatesli Kiş

Ekran Resmi 2014-09-17 19.00.05Malum domates bitti bitiyor. Bostanımda üç aydır hüküm  süren domates sefası artık yavaş yavaş bahçemi terk ediyor. Şu anda her fidanda 2 bilemedin 3 domates kaldı. Salkım domatesler biraz daha fazla ama bir kaç hafta sonra tamamı sökülecek ve ben bir sonraki sezona kadar domatesli yemeklere ara vereceğim. Aslında bu tarife 2014′ün son domateslisi diyebiliriz… Afiyetle!

Ekran Resmi 2014-09-17 19.38.17

Yorum bırakın

Yunan Usulü Kızartma

kabak kizartmaBasit olan güzeldir! Güzeldir güzel olmasına ama diğer taraftan bir tarif çok basit ve çok lezzetliyse (tıpkı bugünkü tarif gibi) işte o tariflerin çok önemli ayrıntıları da vardır.

Çokça kızartma tüketmiyorum ama yaptığımda da en lezzetlisi olsun istiyorum hani patatesi anne işi, patlıcanı tam kıvamında alacalı, kabağın ise tadını en iyi bu kızartma yöntemiyle seviyorum. Bu yöntem Uzakdoğu mutfağını sevenlere tanıdık gelecek hatta “Yunan usulü değil bu resmen Japon işi” bile diyeceklerdir. Haklılar çok benzer ama Uzakdoğu “tempura” tekniğinden en önemli farkı nişasta yerine un kullanılmasıdır. Her ikisinde de mümkün olduğunca soğuk su hatta buz kullanmak gerekiyor. Patlıcan, patates, havuç, taze bakla gibi aklınıza gelen gelmeyen bir çok sebzeyi bu yöntemle kızartmanız mümkün, hadi bakalım kolay gelsin, afiyetle!

Ne gerekli?

Kabak, un, soğuk su, buz ve kaya tuzu

 

Nasıl yapılacak?

Kabaklar küçükse bütün bırakın, değilse parmak kalınlığında şeritler halinde veya arzunuza göre halka olarak dilimleyin. Yarım su bardağı soğuk suyu bir su bardağına yakın un ile krep hamurundan biraz daha sıvı olmak üzere çırpın, içine buz taneleri atın. Sıvıyağı ısıtın ve Girit kabaklarını (üzerinde çiçekleri varsa daha da güzel olur) içine atıp iyice bulayın, üzerindeki fazlalığı silkeleyip kızgın yağa atın ve rengi değişmeye başladığında kağıt havluya çıkarın. Tümüne aynı işlemi yapın. Servis tabağına alıp üzerine tuz serpin. Taze nane ve süzme yoğurtla birlikte servis yapın.

Püf noktası

İki püf noktası var. Birincisi hamurun çok soğuk ve akışkan olması. Krep hamurundan daha sıvı demiştim ama ayarı kaçırıp asla fazla sıvı yapmamalısınız. Bu en önemli ayrıntı. Bir kaç deneme sonra hamurun olması gerektiği kıvamı rahatlıkla anlayacaksınız. Bu sebeple eğer kızarttığınız ilk partinin üzerinde kalın bir kabuk oluşmuşsa ve size bu sebeple hamur katı geliyorsa soğuk su, kabakların üzerinde durmayacak kadar akışkan sa yani tam tersi fazla sulu geliyorsa un eklemekten çekinmeyin. İkinci önemli ayrıntı ise kızartma tencereniz; küçük ama derim olmalı, kabakların tamamen yağın içinde olması gerekiyor, hatta otomatik kızarma makineleri de kullanabilirsiniz.

Yorum bırakın

Levrekli Izgara Enginar

Ekran Resmi 2014-05-21 15.18.53

Peynir, enginar ve balık!

Enginar severler için üstelik yapılması en pratik tarifim.

Sakız enginarlarından bir parmak yaprakları üstünde kalacak şekilde 2 enginarı temizleyip ortadan ikiye kesin, limonlu suda çok yumuşatmadan yaklaşık 10dk haşlayın. 400-500 gr lık bir adet levreği buharda veya az suda haşlıyın.

2 yemek kaşığı un ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile beyaz başemel sos hazırlayıp küçük bir  fırın kabına yayın. İçine gelişi güzel kılçıkları temizlenmiş levrek etini koyup üzerine enginarları sıralayın.

Bir kutu labne peynirinin içine biraz parmesan rendeleyip küçük bir parça rokfor peyniri ufalayın. Enginarın çanak kısmını bu karışımla doldurun ve en üzerine kaşar veya mozerella gibi eriyen bir peynirle kapatın. Taze adaçayı yaprakları, zeytinyağı ve taze çekilmiş karabiberi özgürce serptiniz an doğru fırına! Üzeri kızarana kadar yaklaşık 20dk fırın gzgarasında pişirip sıcak olarak servis yapın.

Bu yemek davet sofrasında 4 kişi için idealdir. Malum başka yemekler, mezeler… Siz kişi sayısına göre malzemeleri orantılı çoğaltabilirsiniz.

Yorum bırakın

Nar Ekşili Buğday Salatası

Buğday aşkı!

O kadar o kadar seviyorum ki, spontane bir dolu farklı lezzet yaratıyorum. Ama hiç paylaşmıyorum. Çünkü o kadar basit ki paylaşmak aklıma gelmiyor. Bu tarif benim gibi buğdaş aşıklarına. Size farklı reçeteler için ilham verecek lezzetli mi lezzetli bir salata tarifi geliyor. Kimi zaman ızgara etin yanında, kimi zaman bir başına!

Yapacağınız şey çok basit, 5-6 kişi için 2 su bardağı kadar buğdayı biraz tuz atıp düdüklü tencerede 30dk haşlayın soğuk sudan geçirip, süzün. Küçük küçük doğranmış kapya biberi, kıyılmış dereotu ve bir sap taze soğanı ekleyip karıştırın şimdi damak tadınıza göre bolca nar ekşisi, çok az üzüm sirkesi ve gerekiyorsa biraz daha tuz ekleyin. Üzerine arzu ederseniz ufalanmış peynir eklenebilir, işte bu kadar basit ama bir o kadar lezzetli. Afiyetle…

, , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karadutlu Aydan Kurabiyesi

Takip edenler vişneli kurabiyemi hatırlıyordur. Aslında bu aynısı sadece meyve farklı ve un değişik. Bu sebeple de az miktar orantılar fark etti haliyle… En en sevdiğim tariflerimdendir. Vişneli harikaydı ama karadut ile de muhteşem oldu. Karadutun şu kısa mevsiminde bitmeden şiddetle tavsiye ederim.

 

, , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sağlıklı patates pişirmede alternatif fikirler

Patatesin yüksek GI’si ve nişastalı bir yapısı vardır. Ancak şekerin, baldo pirincin, beyaz un ve tüm GI’si yüksek besinlerin kapının diğer tarafında kaldığı beslenme düzenimde, patatese aynı tavrı sergilemedim. Bakın “sergileyemedim” değil “sergilemedim” diyorum :) Son derece bilinçli bir tercihten bahsediyorum. En azından olabildiğince sağlıklı pişirmeye çalışıyorum.

Patates kendimi şımarttığım anların başrol oyuncusu. Elbette eskisi gibi sık ve fazla tüketmiyorum ama zaman zaman canım çektiğimde de ona mutfağımda yer veriyorum. Dediğim gibi pişirme şekli önemli. Ayrıca sıcakken içerdiği yüksek nişasta ve haliyle GI’nin biraz ılındığında hatta soğuduğunda iyice düştüğünü bildiğimden onu sıcakken tüketmiyorum. Bu ipuçlarından sonra şimdi gelelim patatesi pişirmeye!

Öncelikle bu hafta köy pazarında karşıma çıkan dışı pembe içi normal bildiğimiz patates rengi olan ve satıcının bana “Abla bunlar Karadeniz patatesi” diye sattığı Hollanda kökenli desiree’lerle işe başlıyorum. Elbette bildiğimiz sarı patatesi kullanabilirsiniz, zaten ben de desiree’yi çok ender buluyorum.

Bugün sadece 3 farklı kesme işlemiyle farklı farklı lezzetlendirdiğim patatesler var menüde. İleriki günlerde haşlama veya ızgara olarak da değişik sunumlarını paylaşacağım.

Öncelikle fırçalayıp, yıkadığım patatesleri temizliyorum. Fırınlarken her zaman kabukları ile kullanıyorum…

Gruplamak gerekirse:

1. Patatesi incecik dilimleyin, zentinyağ ile harmanlayıp 130°C’de yaklaşık 1-2 saat cips şeklinde kurutun. Fırından çıkarınca 1 saat tezgahta soğutun ve tuz, acı baharatlar serpip karıştırın servis yapın.

2. Patatasi bir santim kalınlığında halka dilimleyip, her bir dilimi de şerit olacak şekilde tekrar dilimleyin. Zeytinyağı, baharatlar, ezilmiş sarımsak ile harmanlayıp üzerine bolca  kepek serpin ve 200°Cde ısınmış fırında 30dk pişirin. Fırından çıkınca üzerine ince kıyılmış maydanoz ve parmesan rendesi serpip karıştırın, servis yapın.

3. Patatesi boylamasına ikiye kesin çok az zeytinyağı gezdirin ve bu şekilde 220°C’de üzerine kızarana kadar yaklaşık 40dk fırınlayın. Pişen patatesi ister sadece tuz ve karabiber serpip, ister içini aralayıp dilediğiniz malzemeleri ekleyip kumpir gibi karıştırarak (peynir rendesi, sos, avocado, süzme yoğurt vb.) servis edin.

 

Doğrama ve Pişirme Teknikleri kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çağla Bademli Çiriş Otu

Yabani ot uzmanı bir Egeli olarak, çiriş otu tanışıklığım topu topu bir kaç günlük. Adını duyardım ama şu ana kadar hiç bir yerde yemek olarak karşıma çıkmadı. Kendisi namı-ı diğer sarı zambak, Anadolu’nun yabani pırasası, Karadeniz’in baştacıdır aslında. Mevsimi Nisan ayı, demek ki Karadeniz’e hiç bu mevsim gitmemişim…

İş için almam gereken bir kaç malzeme için beş dakikalığına uğradığım, köy pazarında koca bir sepetin içinde görünce gözlerim şenlik yaptı. Bu kadar yoğunluk içinde ot ayıklamak denince şöyle bir duracaksın, otu bekletip rezil etmek var işin ucunda, kıyamam ben o otlara, onu toplayan ellere… Ama baktım pek temiz, pek taze yapısı hızla bozulacak gibi de değil üstelik.

En azından bir gün bekletebilirim düşüncesiyle bir daha bulurum bulamam, hemen satın aldım. Toplantıya giderken uğradığım pazardan çirişimle birlikte uzaklaştım. Geç saatte biten yoğun günün ardından dolaba koyduğum çirişlerle uyandığım ertesi sabahın erken saatlerinde bu yeni arkadaşı ayıklamaya başlamıştım bile!

Gerçekten onunla ne yapılır bi haberdim, çiğken bir kaç yaprak tattım  ve böylesi bir yemeği uygun gördüm. Cidden çok güzel oldu.

Ben bu otu pek sevdim! Bu sebeple çiriş mevsimi bitmeden hayalimde uçuşan halleri ile denemeler yapmaya devam edeceğim, meraklılarına duyurulur, takipte kalın!

, , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın